Diş hekimliğinde uzmanlık ve doktora (Ph.D.) programları arasında yaşanan sorunlar, Türk diş hekimliği tarihinin akademik ve bürokratik açıdan en tartışmalı konularından biridir.
Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (DUS), 26 Nisan 2011 tarihinde kabul edilen 6225 sayılı Kanun ile yasal altyapıya kavuşturularak çıkarılmıştır. Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı mevzuata girdikten sonra doktora yapanların uzman sayılmayacağı 26 Nisan 2011 tarihli ve 6225 sayılı Kanun ile 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'a eklenen maddelerle kesin olarak karara bağlanmıştır.
Söz konusu yasal düzenlemeye rağmen YÖK’e bağlı enstitülerin doktora (Ph.D.) programlarına öğrenci almaya devam etmesi bugün gelinen kaotik durumun temel nedenidir.
Diş hekimliğinde uzmanlık eğitimi, Sağlık Bakanlığı standardizasyonunda ileri düzey klinik beceri ve yoğun hasta tedavisi odaklı bir uzman yetiştirme programıdır. Doktora (Ph.D.) ise YÖK bünyesinde yürütülen, temel amacı bilimsel araştırma yapmak, literatüre katkı sağlamak ve akademisyen yetiştirmek olan felsefi bir derecedir.
Bu ayrıma karşın doktora öğrencileri; hasta yükünü azaltmak, fakülte gelirlerine katkı sağlamak ve asistan açığını kapatmak amacıyla uzmanlık öğrencileriyle eş koşullarda kliniklerde çalıştırılmıştır. Sınırlı fiziksel kapasite ve öğretim üyesi zamanı iki grubu doğrudan rekabete sürüklemiştir. Bu durum ciddi bir hak ihlaline de zemin hazırlamıştır: DUS asistanları kadrolu statüde maaş ve döner sermaye alırken, pek çok doktora öğrencisi yıllarca ücretsiz poliklinik iş gücü olarak çalıştırılmıştır.
Doktora mezunları, DUS öğrencileriyle aynı klinik eğitimi aldıklarını ve daha uzun süre (4-6 yıl) emek verdiklerini öne sürerek uzmanlık unvanı talep etmiştir. Bu talebin siyasi ve hukuki mecralara taşınması, DUS kazanan hekimlerde ciddi bir liyakat kaybı endişesi yaratmıştır.
DUS öğrencileri ise, Türkiye'nin en zorlu merkezi sınavlarından birini çok yüksek puanlarla geçtiklerini; sınavsız ve hatta ücretli doktora eğitimi veren Vakıf Üniversiteleri yoluyla kolay şekilde doktoraya giren öğrencilerin nitelikli vakaları, hocaların zamanını ve fiziksel imkânları paylaşmasının eğitim kalitelerini düşürdüğünü savunmuştur.
15 YIL SÜREN KAOTİK SÜRECİN SONUNDA ÇÖZÜM: YÖK'ün Sağlık Bakanlığı ile Koordineli Tarihi Müdahalesi ile Çift Başlılığın Sonu;
DİŞHEK-SEN olarak uzmanlık unvanının tek yolunun DUS olması gerektiğini savunmaktayız. YÖK'ün bu kararı doğru ancak geç kalınmış bir adımdır.
Son dönemde, Sağlık Bakanlığı'nın 2011 sonrası doktoralı diş hekimlerine "belirli koşullarla uzmanlık unvanı vermeyi" planladığına ilişkin duyumlar sendikamız tarafından yakından takip edilmektedir.
Sağlık Bakanlığı bünyesinde böyle bir çalışmanın gündeme gelmesi, diş hekimliği camiasında son 15 yılın en büyük mesleki, hukuki ve akademik krizlerinden birini tetikleyecek potansiyale sahiptir. Bu hareket sahada çalışma barışını sonuçları ağır olacak şekilde bozacaktır.
Mecburi hizmet, doğu görevi veya formalite düzeyinde düşük puanlı DUS sonucu gibi bypass yöntemleriyle uzmanlık verilmesi, bu kadroları sınavla kazanan binlerce hekimin hak gaspına uğraması anlamına gelecektir.
BÖYLE BİR DÜZENLEME ŞU SONUÇLARI DOĞURACAKTIR:
* DUS'un Meşruiyeti ve Motivasyon Çöküşü: Gecesini gündüzüne katarak DUS'a hazırlanan binlerce hekimde derin bir liyakat kırılması yaşanacak; sınavın anlamı büyük ölçüde yok olacaktır.
* Uzman Enflasyonu: Doğu illerinde mecburi hizmet süresini tamamlayan yüzlerce yeni "uzman", hizmet süresi biter bitmez batı illerine, büyük şehirlere veya özel sektöre geçiş yapacaktır. Bu durum, uzun vadede Doğu'daki uzman açığını kalıcı olarak çözmeyeceği gibi, ani bir uzman enflasyonuna yol açacaktır.
* Geriye Dönük Hak Talepleri: DUS sınavı sonrası doktora yapmış ancak getirilen koşullu af kapsamına girmeyen doktoralı diş hekimleri Anayasa'nın eşitlik ilkesine dayanarak daha geniş kapsamlı af ve uzmanlık talebi ile bir dava dalgası daha başlatacaktır.
uçlu hekimler değil, sistemsizliktir: Yıllarca doktora programlarına onay veren YÖK ile bu emeği kamuda görmezden gelen Sağlık Bakanlığı, iki grubu karşı karşıya getirmiştir.
Doktoralıların 4-6 yıllık emeğinin değeri tartışılmazdır. Kamuda çalışan doktoralı hekimlerin asıl talebi; ek ödeme sisteminde kendileri için, diş hekimleri ile uzman diş hekimleri arasında adil bir düzenleme yapılması ve kendi branşları dışındaki işlere zorlanmamalarıdır. Yine doktoralı hekimler Dus sınavından kaynaklı akademik alanda önlerine çıkan engellerin de herkes için uygun bir çözümle düzenlenmesini talep etmektedir. Çözüm, bypass yöntemleriyle unvan dağıtmak değil; doktoralıların emeğini mali ve idari olarak hak ettiği konuma taşımaktır.
DİŞHEK-SEN, merkezi sınav (DUS) başarısıyla ve çok yüksek puanlarla uzmanlık kadrolarına yerleşerek bu unvanı kanunen elde eden meslektaşlarımızın haklarının, emeklerinin ve liyakat sisteminin her zaman en kararlı savunucusudur. DUS sisteminin standardizasyonunu zedeleyecek hiçbir bypass formülünün yanında yer almamız mümkün değildir.
Amacımız hiçbir meslektaşımızın hakkını feda etmeden çalışma barışını korumak ve tüm üyelerimizin emeğinin karşılığını almaktır. Mücadelemiz liyakat ve adalet zemininde tek bir yürek olarak sürecektir.